Dergimizin tüm sayılarını https://www.babil.com/yayinevi/teori-ve-politika-dergisi-yayinlari adresinden temin edebilirsiniz.


Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 58

Pazar, 09 Ağustos 2020 16:56
Pazar, 19 Temmuz 2020 18:21
Pazar, 19 Temmuz 2020 18:17
Pazar, 19 Temmuz 2020 18:13
Pazar, 19 Temmuz 2020 18:02
Pazar, 19 Temmuz 2020 17:54
Pazar, 19 Temmuz 2020 17:46
Pazar, 19 Temmuz 2020 17:39
Pazar, 19 Temmuz 2020 17:37
Pazar, 19 Temmuz 2020 16:49
Cumartesi, 18 Temmuz 2020 21:24
Cumartesi, 18 Temmuz 2020 20:25
Cuma, 17 Temmuz 2020 21:06
Cuma, 17 Temmuz 2020 20:45
Cuma, 17 Temmuz 2020 08:52
Perşembe, 16 Temmuz 2020 10:21
Pazartesi, 13 Temmuz 2020 22:15

İçinde bulunulan konjonktür yerini elbet bir başkasına bırakacak. Cezaevlerinin bir sorun olarak devrimciler açısından da "soğuduğu" bir moment yaşanacak. Ama öyle görünüyor, devrimci hareket, her halükarda, esaslı bir teknik reorganizasyon ihtiyacı içindedir.

Konjonktürün sonu, tanımı gereği belirsizdir. Halen süren ölüm orucu eylemleri, çok tahripkar sonuçları olsa da, muhakkak devrimci bir inisiyatifle sonuçlanacaktır. Bu, gerçeğimiz ve şiarımızdır. Biz kalanlar, adaletsizce, gidenlerin kanlarından besleneceğiz.

Pazartesi, 13 Temmuz 2020 22:12
Pazartesi, 13 Temmuz 2020 21:59

26 Eylül 2000'de Prag’ta 15 bin IMF ve Dünya Bankası delegesi vardı. 26 Eylül’de Prag’ta FBI ve Alman polis teşkilatının denetiminde 11 bin ve Avrupa Polis Gücü’nden 3 bin polis vardı. Ama 26 Eylül’de Prag’ı 20 bin anti-kapitalist kontrol ediyordu. Dünyanın dört bir yanından gelen, evet gerçek anlamıyla dünyanın dört bir yandan gelen 20 bin anti-kapitalist Prag’ı işgal etmişti.

Pazartesi, 13 Temmuz 2020 21:49
Pazartesi, 13 Temmuz 2020 20:55
Pazartesi, 13 Temmuz 2020 20:52
Pazartesi, 13 Temmuz 2020 20:43
Pazar, 12 Temmuz 2020 21:04
Pazar, 12 Temmuz 2020 20:37
Cumartesi, 11 Temmuz 2020 07:58

Marksizmin temelini bilimin oluşturduğu ve bilimin de bilgi nesnesi üzerinde kavramlarla işleyen epistemolojik nitelikte, kavramsal bir sistematiğe sahip olduğu kabul ediliyorsa; artık bu kavramların ve kavramlara dayalı bilimsel bilginin, bilgi nesnesinde bir ispat pratiğine sahip olduğunun kabulü kaçınılmazdır.

Cumartesi, 11 Temmuz 2020 07:55

Günümüz, büyük bir inanç ve moralle, "Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!" diyebilecek bir komünistler ortamına sahip değil. İşçi sınıfı ile ilgili olarak Marksizm alanında yapılan tartışmaların izlenmesi, genel ve bazı örneklerinde artık yapısallaşmış izlenimi veren bir savunma konumunu net olarak gösteriyor.

Cuma, 10 Temmuz 2020 19:51
Cuma, 10 Temmuz 2020 18:46

Ezenlerle ezilenler arasındaki kavgaların tümü ezilenlerin yenilgisiyle sonuçlanıyor. Bunun bir rastlantı değil, bir kural olduğunu söylemek gerekir. Ezilenler, mevcudun, bir anlamda kendi gerçekliklerinin doğallığını protesto ediyorlar ve olanın haksızlığı üzerinden ideoloji üretiyorlar. Ezilenlerin kendiliğindenci hareketleri doğal olarak bir tür iktidarsızlık ideolojisi içeriyor ve ezilenler için yenilgi kaçınılmaz oluyor.

Cuma, 10 Temmuz 2020 18:09

Din, özelde İslam, Marksistler için sorun olmaya devam ediyor. Türkiye’de sol düşünce Batı düşüncesi içinde kendini buluyor. Sokağa çıkmayı denediği anda, bu düşünce sistemi, sol için el yakan bir ateşe dönüşüyor. Kendini yalnızca insani, yüce değerlerin taşıyıcısı ve -bu anlamda- masum gören sol, halkın gözünde suçlu oluyor ama -daha kötüsü- 'suçunu' anlamıyor.

Cuma, 10 Temmuz 2020 18:03
Cuma, 10 Temmuz 2020 17:26

Ben sadece bilgide en basit şekliyle, sansasyonda bile öznenin etkinliğine indirgenemez bir pasiflik öğesinin bulunduğunu söyledim. Başka bir deyişle, şüphesiz 'veri' olan dış dünyadan gelen bir dürtü vardır.

Perşembe, 09 Temmuz 2020 20:43

Irak diktatörüne ve emperyalist ABD’ye eşit uzaklıkta bir solcu politik konum yoktur. Devrimcilerin reel bir güç olmadığı koşullarda, eğer politik bir tutum almak söz konusuysa, mücadelenin yöneltilmesi gereken esas hedef, ilgili anın “iktidarı”, egemen ve ezen gücüdür.

Perşembe, 09 Temmuz 2020 20:32

Politik hareket ve oluşumlar nezdinde Türkiye Solunun sınıflandırılması işlemi, her politik hareketin kendi iç tarihini yazması ve ayrım çizgisinin belli tarihsel süreçlere referansta bulunarak çekilmesi biçiminde gerçekleşmiştir.

Perşembe, 09 Temmuz 2020 20:05

Marksizmin kimi kavramları aşırı şekilde bayağılaştırılmış ya da yıpratılmıştır. Bu kavramlardan en belirginlerinden biri krizdir. Kapitalist yeniden üretimin "en ufak" tıkanıklığında kimi Marksistler sürekli olarak hemen bir devrim beklentisi içine girerler. Kapitalizmin epeydir genel bir kriz içinde olduğu yine kimi çevrelerce ileri sürülmektedir.

Salı, 07 Temmuz 2020 21:39
Salı, 07 Temmuz 2020 21:07
Salı, 07 Temmuz 2020 20:28
Cuma, 12 Haziran 2020 14:59

Marx ve Engels, sınıflar savaşımında başlıca sorunun iktidar sorunu olduğunu belirtmelerine rağmen, kuramsal olarak bir iktidar kavramı ortaya koymamışlardır. Marksizmin kurucuları, Komünist Manifesto, 18.Brumaire, Gotha-Erfurt Programlarının Eleştirisi gibi eserlerinde değindikleri “iktidar” (yönetme erki, güç, egemenlik vb.) kavramını genel olarak, sınıf ilişkileri ve devlet içerisinde işlemişlerdir. Devlet ve iktidar deyimleri, buna bağlı olarak birbirlerinin yerine ikame edilerek kullanılmıştır. Devlet denildiğinde bir sınıfın iktidarı anlaşılırken; iktidar deyiminden sadece hükümetler anlaşılmıştır.1

Perşembe, 11 Haziran 2020 21:44

Batı Marksizminin hemen tüm çağdaş yorumcularının belki de tek ortak özelliği, materyalizm suçlamasına karşı kendilerini savunma kaygılarıdır. Gramscici veya Togliattici Marksistler, Hegelci-varoluşçu Marksistler, neo-pozitivist Marksistler, Freudcu veya yapısalcı Marksistler, aralarındaki çekişmelere rağmen, ‘kaba’ veya ‘mekanik’ materyalizmle ortaklık etmeye dair tüm şüpheleri reddetme konusunda birleşirler ve bunu, mekanikliği veya kabalığıyla, kısaca materyalizmin tümünü uzak tutmak için hevesle yaparlar. Çeşitli Marksist gruplar arasındaki ihtilaflı tartışmaların çoğu, kaba materyalizme düşme tehlikesine karşı en etkin kalkanın seçilmesi üzerinedir: Bu kalkan, Marksist hümanizme bir başvuru olarak diyalektik veya tarihselcilik mi, yoksa Marksizmin deneysel-eleştirel ve pragmatist veya Platoncu bilgi kuramıyla bir bileşimi mi olsun?

Perşembe, 11 Haziran 2020 11:22

Dünyayı anlama-çözümleme ve değiştirme çabalarının hemen hepsi çatışkılı bir süreci bütün yönleriyle baştan kabul eden bir eşikten girerler bu dünyaya. Değiştirmenin ön-koşulu bunalımı kabul etmekle başlar.

Bu aşamada bunalım olgusaldır. Bu noktada temel olan ‘rahatsız olmak’, bu dünyayı bu dünyadanlığıyla kabul etmemektir. Ama, değiştirme, “düzlemsel farklılaşma” bu kadarıyla yetinmez. Yani, “reddiye” “tarihin tekerleğini ileriye döndürecek” verileri, gelişkinliği bize sunmaz.

 

Perşembe, 11 Haziran 2020 11:18

Temel bir kuantum doktrinine göre, bir ölçme ölçülen özelliğin daha önceden varolan bir değerini ortaya çıkarmaz. Tersine, bir ölçmenin sonucu, incelenen sistemin ve inceleyen aygıtın durumlarının birleşik ifadesi olarak ölçme eyleminin etkisiyle ortaya çıkar. Bir tekil ölçümün özel sonucunun nasıl ortaya çıktığı -Heisenberg'in "olanaklı'dan gerçeğe geçişi"- özsel olarak bilinemez. Yalnızca böylesi pek çok karşılaşmanın istatistiksel dağılımı bilimsel araştırma için uygun malzeme olabilir.

 

Pazar, 08 Nisan 2012 14:42

Mustafa Serdar

Marksizmin günümüzde, sınıflar mücadelesindeki konumlanışını açıklamakta "Marksizmin krizi" bir anahtar kavram haline gelmiştir artık! Hiç kuşku yoktur ki, Stalin dönemi ve Stalin sonrasından günümüze kadar dünyada olup-biten hareketlenme ve gelişmeler Marksizmin kriziyle bugüne bağlanmıştır. Stalin'e özellikle vurgu yaparak kriz tanımlamasını gerçekleştiren kesimler, nihayetinde (trajik bir durumda kalarak) Stalin'le kendi aydınlanmalarını sağlamışlardır. Çünkü temelli hareket noktaları, Stalin'e yöneltilen eleştiriler olmakla beraber, Troçki taraftarları gibi teorik-politik gerçekleşme sürecinde de eylemin kaynağı bir durum olarak Stalincilik olmuştur, ya da bu "sonuç olarak" Stalin'in izlemeye çalıştığı Marksizm-Leninizm olmuştur. Karşımıza çıkan, tarihin/gerçeğin Stalin şahsında öznellik içinde eritilmesinden ibarettir. Burada tarihi, basitçe bir laboratuvar/bilme konusu ederek geçmişin bugünde nesneyle kurulan ilişkisi olarak ele alıyoruz.

Pazar, 08 Nisan 2012 14:30
Cuma, 06 Nisan 2012 17:05

Ali Emre

Giriş

Devrimci Marksist hareket elli yıldır ne ciddi bir devrim okulundan geçti, ne de ideolojik-teorik planda ciddi bir mücadele deneyiminden.

            Stalinist, Maoist fikir akımları dışında –ki bunlara fikir akımı denebilirse– hiçbir fikir akımına karşı ciddi bir siyasi mücadele yürütmedi ve hiçbir yapıt ortaya koymadı (Mandel'in, Geç Kapitalizm, Kapitalist Gelişmenin Uzun Dalgaları gibi başarısız birkaç ekonomi üzerine yapıtı dışında). Bunun objektif ve subjektif etkenleri üzerinde tartışmıyoruz. Şunu bilmeliyiz ki büyük tarihsel olayların deneyiminden geçmemiş, ve bu büyük pratik deneyler içinde ortaya çıkan her ciddi fikir akımıyla teorik bir hesaplaşmaya girmemiş bir devrimci Marksist hareketin genel-geçer doğruları olamaz, ve geçmişe ait doğrular da içerikleri boşaltılmış olarak fantastik bir dogmatizme yol açmadan edemezler.

Cuma, 06 Nisan 2012 16:41

Orhan Gökdemir

Felsefenin kaynağı hiç kuşkusuz antik Grek kültürü. Bu nedenle felsefe kavramının etimolojisinin "bilgelik sevgisi" gibi "dünyevi", ya da daha batılı bir deyişle seküler bir anlam taşıması çok şaşırtıcı olmamalı. Eski felsefe, mitolojinin dine dönüşümünün sıcaklığında kuluçkaya yatıyor. Arapların felsefe ile tanışması ise mitolojinin öldüğü ve dinin felsefeyi de içererek yerleştiği bir döneme rastlar. Dolayısıyla Arap kültüründe felsefe, antik Grek kültürüne göre daha "ruhani"dir. Araplar için felsefe artık bilgelik sevgisi değil; "hikmet"tir. Eninde sonunda referansını tanrıya yapar. Dinin egemenliğini kurması ile birlikte felsefe -doğuda ve batıda- dünyevi bir alan olmaktan çıkar ve tanrının buyruğuna girer.

Cuma, 06 Nisan 2012 16:08

Yılmaz Sezer

I. "Felsefenin temel sorunu düşüncenin varlık ile ilişkisi sorunudur" diye yazar, Engels: "Filozoflar bu sorunu çözmede iki büyük kampa ayrılırlar; tinin doğaya göre önce gelme özelliğini öne sürenler ve buna göre son aşamada ne cinsten olursa olsun, dünya için bir yaratılmayı kabul edenler idealizm kampını oluştururlar. Ötekiler, doğayı esas öğe sayanlar ise materyalizmin değişik okullarında yer alırlar".[1] Engels onca felsefeleri, nice ünlü filozofları bir çırpıda harcıyor, bir yığın felsefi akımı iki temele indirgiyor: materyalizm ve idealizm. Lenin, bu iki karşıt eğilimin dışında üçüncü bir eğilimin varlığını ileri sürmenin olanaksız olduğunu yazıyor: "Felsefede iki eğilim vardır; materyalist eğilim, idealist eğilim. Bu ikisi arasında bilinemezciliğin çeşitli nüansları bulunur. Felsefede yeni bir görüş açısı bulmak için yapılan boşuna çabalar akıl yoksulluğunu ortaya koyar".[2] Ve daha ileride güzel bir benzetme yapar: "Eğer ikisi arasında katı ve sıvı diye bir kıyaslama yaparsak bu ikisi arasında bir bataklık yer alır".[3]

 

Salı, 13 Mart 2012 22:18

Metin Kayaoğlu

Aşağıdaki satırlarda, bütünlüğü içinde Marksizmin politika sektörünün zorunlu, kaçınılamayacak bazı öğeleri belirlenmeye çalışılacak. Bütünlüklü bir politika kavramlaştırması yapılmadığı gibi, eksik bırakılan veya yeterince işlenmemiş temaların da olması çok mümkün. Burada, Marksizmi donduran ve çok çeşitli kesimlere mensup okullu dar-Marksistlere ve Marksizmin 'sonrası'na geçmiş post-Marksistlere (ancak bunlar, adları yanıltmamalı, Marksist değiller) karşı Marksizmin zorunlu, yani teorik birtakım öncülleri savunulacak ve belirlenme gayreti içinde olunacaktır.

Perşembe, 11 Haziran 2020 11:22

Dünyayı anlama-çözümleme ve değiştirme çabalarının hemen hepsi çatışkılı bir süreci bütün yönleriyle baştan kabul eden bir eşikten girerler bu dünyaya. Değiştirmenin ön-koşulu bunalımı kabul etmekle başlar.

Bu aşamada bunalım olgusaldır. Bu noktada temel olan ‘rahatsız olmak’, bu dünyayı bu dünyadanlığıyla kabul etmemektir. Ama, değiştirme, “düzlemsel farklılaşma” bu kadarıyla yetinmez. Yani, “reddiye” “tarihin tekerleğini ileriye döndürecek” verileri, gelişkinliği bize sunmaz.

 

Perşembe, 11 Haziran 2020 11:18

Temel bir kuantum doktrinine göre, bir ölçme ölçülen özelliğin daha önceden varolan bir değerini ortaya çıkarmaz. Tersine, bir ölçmenin sonucu, incelenen sistemin ve inceleyen aygıtın durumlarının birleşik ifadesi olarak ölçme eyleminin etkisiyle ortaya çıkar. Bir tekil ölçümün özel sonucunun nasıl ortaya çıktığı -Heisenberg'in "olanaklı'dan gerçeğe geçişi"- özsel olarak bilinemez. Yalnızca böylesi pek çok karşılaşmanın istatistiksel dağılımı bilimsel araştırma için uygun malzeme olabilir.

 

Perşembe, 11 Haziran 2020 10:23

Düşünce-içi tarihte her filozofun kendi düşünce sistematiğine ait değişik felsefe tanımı vardır. Ve her filozofun felsefe tanımının, teorik ve tarihsel olmak üzere iki “ayağı” vardır. Maddi sorunlar, epistemolojik süzgeçten geçerek felsefi sorunlar olarak, teoride karşımıza çıkarlar. Zira filozoflar, çağlarının pratik sorunlarıyla da uğraşmışlar ve bunun sonucunda dönemin siyasal iktidarları tarafından ya övülmüşler ya da yerilmişlerdir. Zaten devletin felsefi yorumlanışı, felsefenin kendi alanından çıkarak devlet denen toplum-tarihsel gerçeğe ve onun kavranışına teorik bir müdahaledir. Bunu yaparken felsefe, bir paradoksa düşerek hem kendisinin hem de devletin tarih dışı mutlak gerçekliklermiş gibi algılanmasını istemektedir. Felsefe tarihine bir göz atıldığında bu konuyu en iyi kurgulayan filozofun Hegel olduğu görülecektir.

Pazartesi, 09 Nisan 2012 11:15
Pazartesi, 09 Nisan 2012 10:48
Pazartesi, 09 Nisan 2012 10:40

“Filozoflar bize kendi yaşama biçimlerinden çıkmamış hiçbir şey sunamazlar.”     Goethe

Orhan Gökdemir

“Dünya bir akıl düzeni olmalıdır.” 18. yüzyıldan bu yana hem dünyanın yorumunu, hem de bizzat kendisini değişikliğe uğratan “teorik ve pratik” gelişmeleri bu tümce ile özetlemek mümkün. Büyük Fransız Devrimi ve bir anlamda onun “düşünsel karşılığı” olan “Alman İdeolojisi”ni yönlendiren ana ülkü “tanrısal düzen”den “akli düzen”e geçiştir.

Pazar, 08 Nisan 2012 15:17

Yılmaz Sezer

Marks-Engels, tezlerini ampirizm sorunsalı içerisinde mücadele verirken geliştiriyor ve ampirizm sorunsalından, burjuva dünyasından kategorik olarak kopuyorlar. Tarih Felsefesi'nden Tarih Bilimi'ne geçiliyor. Bu kopuş[1] kabul edilmediği takdirde, Marksizmin, 'burjuva dünyasına ait bir kazanım olduğu'na ilişkin tez, ciddi olarak önemini koruyor ve doğruluk kazanıyor.

Pazartesi, 09 Nisan 2012 14:34
Pazartesi, 09 Nisan 2012 14:04
Pazartesi, 09 Nisan 2012 13:31
Pazartesi, 09 Nisan 2012 13:22
Pazartesi, 09 Nisan 2012 12:08
Pazartesi, 09 Nisan 2012 12:02
Perşembe, 16 Temmuz 2020 10:21
Çarşamba, 18 Nisan 2012 10:26
Çarşamba, 18 Nisan 2012 10:21
Çarşamba, 18 Nisan 2012 10:15
Çarşamba, 18 Nisan 2012 09:58
Çarşamba, 18 Nisan 2012 09:52
Pazartesi, 09 Nisan 2012 23:37
Pazartesi, 09 Nisan 2012 23:32
Pazartesi, 09 Nisan 2012 15:24

 

 

Pazartesi, 09 Nisan 2012 15:09
Pazar, 09 Ağustos 2020 16:56
Çarşamba, 18 Nisan 2012 11:35
Çarşamba, 18 Nisan 2012 11:09
Çarşamba, 18 Nisan 2012 11:05
Çarşamba, 18 Nisan 2012 11:01
Çarşamba, 18 Nisan 2012 10:49
Çarşamba, 18 Nisan 2012 10:37
Çarşamba, 29 Ekim 2014 18:23
Çarşamba, 18 Nisan 2012 12:06
Çarşamba, 18 Nisan 2012 11:56
Çarşamba, 18 Nisan 2012 11:46
Çarşamba, 18 Nisan 2012 11:41
Perşembe, 11 Haziran 2020 21:44

Batı Marksizminin hemen tüm çağdaş yorumcularının belki de tek ortak özelliği, materyalizm suçlamasına karşı kendilerini savunma kaygılarıdır. Gramscici veya Togliattici Marksistler, Hegelci-varoluşçu Marksistler, neo-pozitivist Marksistler, Freudcu veya yapısalcı Marksistler, aralarındaki çekişmelere rağmen, ‘kaba’ veya ‘mekanik’ materyalizmle ortaklık etmeye dair tüm şüpheleri reddetme konusunda birleşirler ve bunu, mekanikliği veya kabalığıyla, kısaca materyalizmin tümünü uzak tutmak için hevesle yaparlar. Çeşitli Marksist gruplar arasındaki ihtilaflı tartışmaların çoğu, kaba materyalizme düşme tehlikesine karşı en etkin kalkanın seçilmesi üzerinedir: Bu kalkan, Marksist hümanizme bir başvuru olarak diyalektik veya tarihselcilik mi, yoksa Marksizmin deneysel-eleştirel ve pragmatist veya Platoncu bilgi kuramıyla bir bileşimi mi olsun?

Çarşamba, 18 Nisan 2012 13:20
Çarşamba, 18 Nisan 2012 13:11
Çarşamba, 18 Nisan 2012 13:06
Çarşamba, 18 Nisan 2012 13:03
Çarşamba, 18 Nisan 2012 12:30
Çarşamba, 18 Nisan 2012 12:10
Cuma, 12 Haziran 2020 14:59

Marx ve Engels, sınıflar savaşımında başlıca sorunun iktidar sorunu olduğunu belirtmelerine rağmen, kuramsal olarak bir iktidar kavramı ortaya koymamışlardır. Marksizmin kurucuları, Komünist Manifesto, 18.Brumaire, Gotha-Erfurt Programlarının Eleştirisi gibi eserlerinde değindikleri “iktidar” (yönetme erki, güç, egemenlik vb.) kavramını genel olarak, sınıf ilişkileri ve devlet içerisinde işlemişlerdir. Devlet ve iktidar deyimleri, buna bağlı olarak birbirlerinin yerine ikame edilerek kullanılmıştır. Devlet denildiğinde bir sınıfın iktidarı anlaşılırken; iktidar deyiminden sadece hükümetler anlaşılmıştır.1

Cumartesi, 21 Nisan 2012 13:48
Cumartesi, 21 Nisan 2012 13:42
Cumartesi, 21 Nisan 2012 12:39
Cumartesi, 21 Nisan 2012 12:17
Cumartesi, 21 Nisan 2012 11:58
Salı, 07 Temmuz 2020 20:28
Cuma, 04 Mayıs 2012 17:42
Cuma, 04 Mayıs 2012 17:27
Cuma, 04 Mayıs 2012 17:24
Cumartesi, 21 Nisan 2012 14:24
Salı, 07 Temmuz 2020 21:39
Salı, 07 Temmuz 2020 21:07
Pazartesi, 07 Mayıs 2012 12:12
Pazartesi, 07 Mayıs 2012 11:57
Cuma, 04 Mayıs 2012 18:58
Cuma, 04 Mayıs 2012 17:54
Perşembe, 09 Temmuz 2020 20:32

Politik hareket ve oluşumlar nezdinde Türkiye Solunun sınıflandırılması işlemi, her politik hareketin kendi iç tarihini yazması ve ayrım çizgisinin belli tarihsel süreçlere referansta bulunarak çekilmesi biçiminde gerçekleşmiştir.

Perşembe, 09 Temmuz 2020 20:05

Marksizmin kimi kavramları aşırı şekilde bayağılaştırılmış ya da yıpratılmıştır. Bu kavramlardan en belirginlerinden biri krizdir. Kapitalist yeniden üretimin "en ufak" tıkanıklığında kimi Marksistler sürekli olarak hemen bir devrim beklentisi içine girerler. Kapitalizmin epeydir genel bir kriz içinde olduğu yine kimi çevrelerce ileri sürülmektedir.

Pazartesi, 07 Mayıs 2012 13:05
Perşembe, 09 Temmuz 2020 20:43

Irak diktatörüne ve emperyalist ABD’ye eşit uzaklıkta bir solcu politik konum yoktur. Devrimcilerin reel bir güç olmadığı koşullarda, eğer politik bir tutum almak söz konusuysa, mücadelenin yöneltilmesi gereken esas hedef, ilgili anın “iktidarı”, egemen ve ezen gücüdür.

Pazartesi, 07 Mayıs 2012 15:11
Pazartesi, 07 Mayıs 2012 15:06
Pazartesi, 07 Mayıs 2012 14:56

 

Pazartesi, 07 Mayıs 2012 14:49
Pazartesi, 07 Mayıs 2012 14:43
Pazartesi, 07 Mayıs 2012 14:24
Pazartesi, 07 Mayıs 2012 14:06
Pazartesi, 07 Mayıs 2012 13:48
Pazar, 03 Haziran 2012 13:36
Pazar, 03 Haziran 2012 13:18
Pazar, 03 Haziran 2012 12:56
Pazar, 03 Haziran 2012 12:45
Pazar, 03 Haziran 2012 12:38
Salı, 08 Mayıs 2012 13:50
Pazartesi, 07 Mayıs 2012 15:17
Pazar, 09 Şubat 2014 19:53
Çarşamba, 27 Şubat 2013 10:48
Çarşamba, 27 Şubat 2013 09:10
Cuma, 10 Temmuz 2020 17:26

Ben sadece bilgide en basit şekliyle, sansasyonda bile öznenin etkinliğine indirgenemez bir pasiflik öğesinin bulunduğunu söyledim. Başka bir deyişle, şüphesiz 'veri' olan dış dünyadan gelen bir dürtü vardır.

Çarşamba, 06 Haziran 2012 13:13
Çarşamba, 06 Haziran 2012 13:09
Çarşamba, 06 Haziran 2012 12:55
Pazar, 03 Haziran 2012 14:49
Pazar, 03 Haziran 2012 14:18
Pazar, 03 Haziran 2012 14:08
Çarşamba, 05 Mart 2014 15:37
Çarşamba, 05 Mart 2014 15:31
Çarşamba, 05 Mart 2014 15:28
Çarşamba, 13 Haziran 2012 12:29
Çarşamba, 13 Haziran 2012 12:16
Çarşamba, 13 Haziran 2012 12:11
Çarşamba, 13 Haziran 2012 11:44
Çarşamba, 13 Haziran 2012 11:33
Çarşamba, 06 Haziran 2012 17:22

 

Çarşamba, 06 Haziran 2012 13:23
Cuma, 10 Temmuz 2020 18:46

Ezenlerle ezilenler arasındaki kavgaların tümü ezilenlerin yenilgisiyle sonuçlanıyor. Bunun bir rastlantı değil, bir kural olduğunu söylemek gerekir. Ezilenler, mevcudun, bir anlamda kendi gerçekliklerinin doğallığını protesto ediyorlar ve olanın haksızlığı üzerinden ideoloji üretiyorlar. Ezilenlerin kendiliğindenci hareketleri doğal olarak bir tür iktidarsızlık ideolojisi içeriyor ve ezilenler için yenilgi kaçınılmaz oluyor.

Cuma, 10 Temmuz 2020 18:09

Din, özelde İslam, Marksistler için sorun olmaya devam ediyor. Türkiye’de sol düşünce Batı düşüncesi içinde kendini buluyor. Sokağa çıkmayı denediği anda, bu düşünce sistemi, sol için el yakan bir ateşe dönüşüyor. Kendini yalnızca insani, yüce değerlerin taşıyıcısı ve -bu anlamda- masum gören sol, halkın gözünde suçlu oluyor ama -daha kötüsü- 'suçunu' anlamıyor.

Cuma, 10 Temmuz 2020 18:03
Çarşamba, 13 Haziran 2012 14:29
Çarşamba, 13 Haziran 2012 14:21
Çarşamba, 13 Haziran 2012 14:06
Çarşamba, 13 Haziran 2012 13:57
Çarşamba, 13 Haziran 2012 13:17
Çarşamba, 13 Haziran 2012 12:54
Çarşamba, 13 Haziran 2012 12:46
Çarşamba, 13 Haziran 2012 12:36
Pazartesi, 13 Temmuz 2020 21:49
Cumartesi, 11 Temmuz 2020 07:58

Marksizmin temelini bilimin oluşturduğu ve bilimin de bilgi nesnesi üzerinde kavramlarla işleyen epistemolojik nitelikte, kavramsal bir sistematiğe sahip olduğu kabul ediliyorsa; artık bu kavramların ve kavramlara dayalı bilimsel bilginin, bilgi nesnesinde bir ispat pratiğine sahip olduğunun kabulü kaçınılmazdır.

Cumartesi, 11 Temmuz 2020 07:55

Günümüz, büyük bir inanç ve moralle, "Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!" diyebilecek bir komünistler ortamına sahip değil. İşçi sınıfı ile ilgili olarak Marksizm alanında yapılan tartışmaların izlenmesi, genel ve bazı örneklerinde artık yapısallaşmış izlenimi veren bir savunma konumunu net olarak gösteriyor.

Perşembe, 14 Haziran 2012 20:23
Perşembe, 14 Haziran 2012 20:19
Perşembe, 14 Haziran 2012 19:58
Perşembe, 14 Haziran 2012 19:52
Perşembe, 14 Haziran 2012 19:43
Perşembe, 14 Haziran 2012 19:40
Perşembe, 14 Haziran 2012 19:29
Perşembe, 14 Haziran 2012 19:14
Perşembe, 14 Haziran 2012 17:44
Perşembe, 14 Haziran 2012 17:20
Pazartesi, 13 Temmuz 2020 22:15

İçinde bulunulan konjonktür yerini elbet bir başkasına bırakacak. Cezaevlerinin bir sorun olarak devrimciler açısından da "soğuduğu" bir moment yaşanacak. Ama öyle görünüyor, devrimci hareket, her halükarda, esaslı bir teknik reorganizasyon ihtiyacı içindedir.

Konjonktürün sonu, tanımı gereği belirsizdir. Halen süren ölüm orucu eylemleri, çok tahripkar sonuçları olsa da, muhakkak devrimci bir inisiyatifle sonuçlanacaktır. Bu, gerçeğimiz ve şiarımızdır. Biz kalanlar, adaletsizce, gidenlerin kanlarından besleneceğiz.

Pazartesi, 13 Temmuz 2020 22:12
Pazartesi, 13 Temmuz 2020 21:59

26 Eylül 2000'de Prag’ta 15 bin IMF ve Dünya Bankası delegesi vardı. 26 Eylül’de Prag’ta FBI ve Alman polis teşkilatının denetiminde 11 bin ve Avrupa Polis Gücü’nden 3 bin polis vardı. Ama 26 Eylül’de Prag’ı 20 bin anti-kapitalist kontrol ediyordu. Dünyanın dört bir yanından gelen, evet gerçek anlamıyla dünyanın dört bir yandan gelen 20 bin anti-kapitalist Prag’ı işgal etmişti.

Salı, 19 Aralık 2017 08:15

Artık yeni bir dönemde miyiz?

Buna kuşku yok. Her ne kadar bu döngüden çıkmak için yapsa da, cezaevleri eksenli bir mücadele yürüten Türkiye devrimci solu, cezaevlerindeki konumunu yitirmiştir. Cezaevleri artık onun için en azından bir dönem boyunca, örgütlülüğünü sürdürdüğü bir yer olmaktan çıkmıştır. Bu, ne denirse densin, bir yenilgidir.

Cumartesi, 16 Haziran 2012 13:07
Cumartesi, 16 Haziran 2012 12:55
Cumartesi, 16 Haziran 2012 12:51
Cumartesi, 16 Haziran 2012 12:43
Cumartesi, 16 Haziran 2012 12:29
Cumartesi, 16 Haziran 2012 12:22
Cumartesi, 16 Haziran 2012 11:52
Cumartesi, 16 Haziran 2012 11:45
Cumartesi, 16 Haziran 2012 11:41
Cumartesi, 16 Haziran 2012 11:31
Cumartesi, 16 Haziran 2012 11:23
Cumartesi, 16 Haziran 2012 11:17
Cumartesi, 16 Haziran 2012 11:09
Cumartesi, 16 Haziran 2012 20:24
Cumartesi, 16 Haziran 2012 20:20
Cumartesi, 16 Haziran 2012 20:16
Cumartesi, 16 Haziran 2012 20:10
Cumartesi, 16 Haziran 2012 19:56
Cumartesi, 16 Haziran 2012 19:45
Cumartesi, 16 Haziran 2012 19:36
Cumartesi, 16 Haziran 2012 19:30
Cumartesi, 16 Haziran 2012 19:23
Cumartesi, 16 Haziran 2012 19:10
Cumartesi, 16 Haziran 2012 18:54
Perşembe, 22 Ağustos 2019 19:08

"Kürde sıkacağınız iki mermiden birini bana ayırın" diyen Perinçek de solcudur, "Sahte solcular, ABD'nin güdümünde devlete karşı savaşıyor" diyen Perinçek de solcudur.

Çarşamba, 22 Ocak 2014 21:34
Pazar, 17 Haziran 2012 11:22
Pazar, 17 Haziran 2012 10:48
Cumartesi, 16 Haziran 2012 21:35
Cumartesi, 16 Haziran 2012 21:31
Cuma, 17 Temmuz 2020 21:06
Cuma, 17 Temmuz 2020 20:45
Pazar, 03 Aralık 2017 20:44

Günümüzde, radikal imkanların herhangi bir değerlendirmesi, işe, bir Marksizm eleştirisiyle başlamalıdır. Geçmiş bir buçuk yüzyıl boyunca, Marksizm, kapitalist toplumun en temel eleştirisini sağlamıştır. Marksizm, aynı zamanda, önerdikleri alternatif toplumsal ve ekonomik örgütlenme biçimleriyle, kapitalizmin tek makul sorgulanmasının uzun uzun sözünü eden çeşitli sosyalizmler için esin kaynağı olmuştur.

Çarşamba, 04 Temmuz 2012 05:50
Çarşamba, 04 Temmuz 2012 05:44
Çarşamba, 04 Temmuz 2012 05:25
Çarşamba, 04 Temmuz 2012 04:55
Pazar, 17 Haziran 2012 14:18
Pazar, 17 Haziran 2012 14:09
Pazar, 17 Haziran 2012 13:50
Pazar, 17 Haziran 2012 13:46
Pazar, 17 Haziran 2012 13:34
Pazar, 17 Haziran 2012 13:23
Pazar, 17 Haziran 2012 13:17
Pazar, 17 Haziran 2012 13:08
Pazar, 14 Temmuz 2013 13:40
Pazar, 14 Temmuz 2013 13:37
Pazar, 14 Temmuz 2013 13:24
Pazar, 14 Temmuz 2013 13:08
Pazar, 14 Temmuz 2013 13:03
Pazar, 14 Temmuz 2013 12:57
Pazartesi, 16 Temmuz 2012 14:18
Pazartesi, 16 Temmuz 2012 14:13
Pazartesi, 16 Temmuz 2012 14:05
Pazartesi, 09 Temmuz 2012 02:20
Pazar, 14 Temmuz 2013 12:47
Pazar, 14 Temmuz 2013 12:34
Pazar, 14 Temmuz 2013 12:21
Cuma, 12 Temmuz 2013 23:40
Cuma, 12 Temmuz 2013 23:30
Cuma, 27 Temmuz 2012 12:59
Cuma, 27 Temmuz 2012 12:55
Cuma, 27 Temmuz 2012 12:48
Perşembe, 26 Temmuz 2012 11:42
Cumartesi, 18 Temmuz 2020 20:25
Perşembe, 16 Mayıs 2013 19:43
Perşembe, 16 Mayıs 2013 19:33
Perşembe, 16 Mayıs 2013 19:28
Perşembe, 16 Mayıs 2013 19:18
Perşembe, 16 Mayıs 2013 19:02
Salı, 14 Mayıs 2013 21:29
Salı, 14 Mayıs 2013 21:03
Cuma, 03 Mayıs 2013 15:52
Cuma, 03 Mayıs 2013 15:44
Cuma, 03 Mayıs 2013 15:34
Pazartesi, 08 Nisan 2013 11:48
Pazartesi, 08 Nisan 2013 11:37
Pazartesi, 08 Nisan 2013 11:25
Pazar, 19 Temmuz 2020 18:21
Pazar, 19 Temmuz 2020 18:17
Pazar, 19 Temmuz 2020 18:13
Pazar, 19 Temmuz 2020 18:02
Pazar, 19 Temmuz 2020 17:54
Pazar, 19 Temmuz 2020 17:46
Pazar, 19 Temmuz 2020 17:39
Pazar, 19 Temmuz 2020 17:37
Pazar, 19 Temmuz 2020 16:49
Cumartesi, 18 Temmuz 2020 21:24
Cuma, 17 Mayıs 2013 01:56
Cuma, 17 Mayıs 2013 03:57
Cuma, 17 Mayıs 2013 03:51
Cuma, 17 Mayıs 2013 03:43
Cuma, 17 Mayıs 2013 03:38
Cuma, 17 Mayıs 2013 03:21
Cuma, 17 Mayıs 2013 02:49
Cuma, 17 Mayıs 2013 02:42
Cuma, 17 Mayıs 2013 02:38
Cuma, 17 Mayıs 2013 02:24
Cuma, 17 Mayıs 2013 02:08
Cumartesi, 18 Mayıs 2013 02:53
Cumartesi, 18 Mayıs 2013 02:36
Cumartesi, 18 Mayıs 2013 02:23
Cumartesi, 18 Mayıs 2013 02:19
Cumartesi, 18 Mayıs 2013 02:04
Cumartesi, 18 Mayıs 2013 01:52
Cumartesi, 18 Mayıs 2013 01:46
Cuma, 17 Mayıs 2013 22:24
Cuma, 17 Mayıs 2013 22:02
Cuma, 17 Mayıs 2013 16:48
Pazartesi, 13 Temmuz 2020 20:55
Pazartesi, 13 Temmuz 2020 20:52
Pazartesi, 13 Temmuz 2020 20:43
Pazar, 12 Temmuz 2020 21:04
Pazar, 12 Temmuz 2020 20:37
Cuma, 10 Temmuz 2020 19:51
Cumartesi, 18 Mayıs 2013 03:09
Cuma, 17 Temmuz 2020 08:52
Cuma, 24 Mayıs 2013 14:40
Cuma, 24 Mayıs 2013 14:06
Cuma, 24 Mayıs 2013 13:42
Pazar, 05 Ağustos 2012 11:17
Pazar, 05 Ağustos 2012 11:10
Pazar, 05 Ağustos 2012 10:48
Pazar, 05 Ağustos 2012 10:45
Pazar, 05 Ağustos 2012 10:38
Pazar, 05 Ağustos 2012 11:21
Cuma, 12 Temmuz 2013 22:40
Cuma, 12 Temmuz 2013 22:30
Cuma, 12 Temmuz 2013 22:15
Cuma, 12 Temmuz 2013 22:55
Pazartesi, 22 Temmuz 2013 13:40
Pazartesi, 22 Temmuz 2013 13:34
Pazartesi, 22 Temmuz 2013 13:21
Salı, 16 Temmuz 2013 14:04
Salı, 16 Temmuz 2013 13:48
Pazar, 05 Ağustos 2012 11:59
Pazartesi, 23 Nisan 2012 09:41
Pazartesi, 15 Temmuz 2013 22:19
Pazartesi, 15 Temmuz 2013 22:13
Pazar, 05 Ağustos 2012 12:48
Pazar, 05 Ağustos 2012 12:47
Pazar, 05 Ağustos 2012 12:27
Pazar, 05 Ağustos 2012 12:24
Pazar, 05 Ağustos 2012 12:15
Pazar, 05 Ağustos 2012 12:11
Cuma, 01 Ağustos 2014 16:03
Cuma, 01 Ağustos 2014 15:14
Pazartesi, 30 Haziran 2014 23:51
Pazartesi, 30 Haziran 2014 23:43
Pazar, 05 Ağustos 2012 14:13
Pazar, 05 Ağustos 2012 14:07
Pazar, 05 Ağustos 2012 14:01
Pazar, 05 Ağustos 2012 13:05
Pazar, 05 Ağustos 2012 13:01
Salı, 16 Temmuz 2013 11:34
Salı, 16 Temmuz 2013 11:23
Salı, 16 Temmuz 2013 11:19
Pazartesi, 15 Temmuz 2013 22:25
Pazar, 05 Ağustos 2012 19:44
Pazar, 05 Ağustos 2012 19:14
Pazar, 05 Ağustos 2012 19:05
Pazar, 05 Ağustos 2012 18:57
Pazar, 05 Ağustos 2012 18:25
Perşembe, 11 Temmuz 2013 23:25
Perşembe, 11 Temmuz 2013 23:21
Perşembe, 11 Temmuz 2013 23:16
Çarşamba, 10 Temmuz 2013 09:17
Çarşamba, 10 Temmuz 2013 08:56
Pazar, 23 Eylül 2012 18:41
Pazar, 23 Eylül 2012 18:19
Pazar, 23 Eylül 2012 18:06
Pazartesi, 07 Nisan 2014 05:43
Pazar, 14 Ekim 2012 15:00
Pazar, 14 Ekim 2012 14:56
Pazar, 14 Ekim 2012 14:44
Pazar, 14 Ekim 2012 14:37
Cumartesi, 29 Eylül 2012 14:47
Cumartesi, 29 Eylül 2012 14:35
Cumartesi, 29 Eylül 2012 14:31
Cumartesi, 29 Eylül 2012 14:23
Cumartesi, 29 Eylül 2012 14:08
Cumartesi, 29 Eylül 2012 14:05
Pazar, 14 Ekim 2012 16:11
Pazar, 14 Ekim 2012 16:06
Pazar, 14 Ekim 2012 16:00
Pazar, 14 Ekim 2012 15:36
Pazar, 14 Ekim 2012 15:34
Pazar, 14 Ekim 2012 15:31
Pazar, 14 Ekim 2012 15:21
Pazar, 14 Ekim 2012 15:07
Pazartesi, 14 Ocak 2013 06:09
Pazartesi, 14 Ocak 2013 05:59
Pazartesi, 14 Ocak 2013 05:04
Pazartesi, 14 Ocak 2013 05:01
Pazartesi, 14 Ocak 2013 04:59
Pazartesi, 14 Ocak 2013 04:57
Pazartesi, 14 Ocak 2013 04:46
Pazartesi, 14 Ocak 2013 04:45
Pazartesi, 14 Ocak 2013 04:43
Pazartesi, 14 Ocak 2013 04:36
Cuma, 11 Ocak 2013 04:56
Pazartesi, 14 Ocak 2013 03:11
Pazartesi, 14 Ocak 2013 03:09
Pazartesi, 14 Ocak 2013 03:00
Pazartesi, 14 Ocak 2013 02:49
Pazartesi, 14 Ocak 2013 02:45
Pazartesi, 14 Ocak 2013 02:37
Cuma, 11 Ocak 2013 00:27
Cuma, 11 Ocak 2013 00:08
Cuma, 11 Ocak 2013 00:06
Perşembe, 10 Ocak 2013 23:52